Bugun...


Sefa Turan

facebook-paylas
TÜRKÇE'DE YOZLAŞMA
Tarih: 02-07-2019 09:35:00 Güncelleme: 02-07-2019 09:35:00


Öncelikle uzun bir aranın ardından Okur Gazetesi Ailesine teşekkür ederek yazıma başlamak istiyorum. Bu yazımda siz değerli okurlarımız ile 'Türkçe' ve 'Türkçe'nin Yozlaşması' konusu paylaşmak istedim.

 

Ana dilimiz Türkçe.  Böyle denmez mi? Peki şimdi konuştuğumuz dili analarımız anlıyor mu? Bugün orta düzeyde eğitim seviyesine sahip orta yaşlarda bir insan bir Cafe'ye otursa bir gencin 'best friend'leriyle, kanki'leriyle konuşmalarını anlayabilir mi? Sosyal mecralardaki 'like' yarışlarına bir anlam verebilir mi? 'Bye bye' deyip ayrılan bir çiftin sevdasından etkilenip bir türkü tutturur mu? 

 

Önceleri dilde yaşadığımız en büyük sorunun git gide sığ ve basit bir hal alması olduğunu düşünürdüm. Öyle ki okumuyorduk,  yeni kelimeler öğrenmiyorduk, yazmıyorduk, bildiklerimizi kullanmıyorduk, konuşmuyorduk, haliyle meclislerde sınırlı sayıda kelime ile günü bitiriyorduk. Şimdi daha da vahim bir meselemiz var; kullanmaya kullanmaya unuttuğumuz dilimizi yerini “popüler” olan batı dilleri alıyor. Genç nesil konuşmasının içine katabildiği İngilizce sözcük sayısı kadar 'cool' olurken, benliğini koruyamaya çaba gösteren az sayıdaki Anadolu genci 'ezik' oluyor. Atamıza, ninemize ziyarete gittiğimizde önümüze konulan aş, yemiş, bugün popüler kültür tarafından 'organic' ve 'natürel' olarak önümüze konuluyor.

 

Bugün Afrika’da kendi yerel dillerini unutan ve hatta yaşayan neslinde hiç öğrenememiş olan kabileler var. Bunun nedenini sömürge olmalarına bağlıyoruz. Peki bizim ülkemiz bir sömürge mi? Neden dede torununu, torun dedesini anlayamıyor? Neden bir çarşıya pazara gittiğimizde okuyamadığımız, anlamını bilmediğimiz markalarla kuşatıldık? Abdurrahim Karakoç ‘Benzettiler’ şiirinde diyor ya 'Ağız Avrupalı, söz Avrupalı' diye...

 

Dil hassasiyeti milliyetçiliğin temelidir. Zira dil birleştirici harçtır. Dilini bilmediğin insanın, örfünü bilemeyeceğin gibi, öfkesini, sevincini, kederini, yaşayışını da bilemezsin. Dilini anlamakla etkileşim başlar, anladıkça ısınır ve tanıma arzusu oluşur. Layıkıyla öğretemediğimiz ses bayrağımız Türkçemizin yerine büyük bir çaba ile İngilizce öğretiliyor. Evrensel dil sayesinde evrensel bakıyor, evrensel düşünüyoruz. Ayıplar artık ayıp gelmiyor, günahlar çokta günah gibi değil, herkesle aynı giyinmekte bir beis yok öyle ki böyle buyurdu; 'moda'. Tek tipleşiyoruz, dışarıdan bakan ne Türkü ayırabilir diğerlerinden ne de Müslümanları. Öyle ya niye ayrışalım, hepimiz 'Dünya vatandaşı' değil miyiz? Üstelik milliyetçiliğin devri de bitmişken ne gerek var böyle ayrışmalara.

 

Belki okurken abartı geliyor, belki ihtimal vermiyorsunuz yetiştirdiğimiz çocukların bu vaziyette olmasına, ancak sadece yarım saat vakit geçirmek sizlere durumun vahametini gösterecektir. Dün geçti, yarın çok geç, bugün ise mükemmel. Bugün çocuğumuza, yeğenimize, kardeşimize aşılayacağımız dil bilinci, bizim uzak vadede kültürümüzün değer görmesi ve yaşatılması için oldukça önemlidir.

 

Türkçe anlatıp, Türkçe anlaşıldığımız nice nesillere…





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI