Bugun...


Serhat ÇİÇEK

facebook-paylas
ÇOK ŞİKAYETÇİSİNİZ
Tarih: 01-10-2019 09:42:00 Güncelleme: 01-10-2019 09:42:00


Yolumuz Sırbsitan’a düşüyor. Bosna’da çeşitli geziler ve araştırmaların ardından Sırbistan’ın Osmanlı zamanında ‘Sancak Bölgesi’ olarak adlandırılan bölgenin, en fazla Müslüman nüfusuna sahip bölgesi Novi Pazar (Yeni Pazar) şehrine vardık.

 

Novi Pazar bir Osmanlı şehri bence. Anadolu’nun nüfus olarak kalabalık olmayan ve sokaklarının dar olduğu şehirlerinden biriydi sanki. Yolda yürürken gördüğümüz Pazar da bunun apaçık örneği. Bosna’da yaşayan Boşnaklardan ziyade, Sırbistan’da yaşayan Boşnaklar inanın kültür olarak bizlere daha yakın. Hatta bire bir de diyebilirim.

 

Peki, bu kanıya nasıl vardım? Boşnaklar genel hatları ile yumuşak huylu insanlardır. İslami hukuka ve yaşayışa göre biraz daha rahattırlar. Sırbistan’da durum biraz farklı. Burada yaşayan Müslümanlar, daha doğrusu İslam’ı yaşamaya çalışan Müslümanlar, ülkemizdeki gibi. Genel hatları ile de bize çok benziyorlar.

 

Tabi Sırbistan demişken, önce sizlerle Sırbistan’a nasıl geldiğimizden bahsedeyim biraz. Saraybosna’dan yola çıktık. Novi Pazara’a gidiyoruz. Gidiyoruz ama nasıl gidiyoruz… Doğa olağanüstü, nehirler, ormanlar, yemyeşil örtü… Her zaman demişimdir, ‘Yalancı cennet’ tabirinin vücut bulduğu yerler buralar.

 

Tabi her güzelin bir de kusuru vardır derlerya büyüklerimiz… Biraz da bu tarafına değinelim. Yolların dar olduğunu zaten daha önceki yazılarımızda bahsetmiştik. Yollar dar ama 2 asma köprü konusu var. Değinmeden edemeyeceğim. Yıllar önce bildiğiniz gibi ahşap asma köprüler yapılırdı ülkemizde. Üzerinde araç geçince gıcırdardı köprü. İşte bir ülkeden diğer ülkeye geçerken, 2 tane aynı bu tip asma köprü olduğunu düşünün. Önümüzde bir otobüs geçiyor ve hemen arkasından da biz gidiyoruz. Köprü gıcırdamaya başlayınca, hani nehre düşmeden şu Sırbistan’a varalım düşüncesindeydim. Allah var gecenin karanlığında böyle bir köprüden geçerken korkmamak elde değil.

 

Köprüyü geçince rahat bir nefes aldık. Biraz ileride bir köprü daha belirince, ‘Hayırlısı ile buradan da bir geçelim’ dedik. Şükür ki herhangi bir sıkıntı olmadan o köprüden de geçtik. Sırına geldik, geçiş işlemlerini hallettik ve Novi Pazar’a gidiyoruz. Yolların düzeni, yönleri… Oraları gören eminim ‘Ya Rabbim hamdolsun Türkiye’de yaşıyorum’ diyemiyorsa, hem imanında hem de cidden insanlığında problem vardır.

 

Türkiye şartlarında 3 saatlik yolculuğumuz inanın 5 saate çıktı. Yani şartlar arasında dağlar kadar fark var. Bunun tabi bir de nedeni var. Novi Pazar yollarının böyle olmasının da sebepleri varmış. Sebebi bölgede Müslümanların yaşamasıymış. Yani onun için pek hizmet alamıyormuş bizim Yeni Pazar’ımız…

 

Novi Pazar’da yıllardır tanıdığım kardeşten öte bir kardeşim var; Enes Kolasinac. Aslında Enes bizim rehberimiz olacaktı bu şehirde. Maalesef Enes iş nedeni ile Almanya’daydı. Tabi iş olanakları bu bölgede fazlaca olmadığı için hali ile insanlar Avrupa ülkelerine giderek birkaç ay çalışarak geri dönüyorlar. Enes kardeşimiz de bu insanlardan biri. Kendisi Kosova’da üniversite eğitimi görüyor ve inanın bizim ülkemizi en az bizim kadar seviyor.

 

Enes’in olmaması bizleri üzdü ama daha önceden de konuyu konuşup, kendisinin bir akrabası olan ve Edirne’de eğitim gören Amina Kolasinac’ın bizimle ilgileneceği söyledi. Gece vardığımız Novi Pazar’da, sabah ilk işimiz bölge hakkında bilgi almak ve Osmanlı izlerini görmekti. Sabah erkenden Metin abi ile beraber Novi Pazar’da gezmeye başladık.

 

Daha önceden de söylediğim gibi; hiç yabancı değildi şehrin mimarisi. Biraz yürüyüş yaptıktan sonra Amina Hanım ve kardeşi ile buluşup şehir hakkında bilgiler almaya başladık. Osmanlı döneminde hamam olarak kullanılan ve yıkılmasının ardından sadece yan duvarları kalan alanın kafe, daha doğrusu bizim ülkemizin tabiri ile çayhaneye çevrildiğini gördük.

 

Burada oturup şehir hakkında bilgiler almaya başladık. Ülkemizden Sırbistan’a giden iş adamlarının fabrikalarını buraya değil, Sırpların olduğu alanlara yaptıklarından bahsetti. Bunun nedeni ile yolların çok fazlaca kötü olmasıymış. Daha sonra Amina hanımdan, bölgede yaşayan insanlarla ülkemizin insanını karşılaştırmasını istedim.

 

Amina hanım duraksadı. İçimden kesin kötü bir şeyler söyleyecek derken, söylerim ama dedi… Bende kesinlikle istediği şeyleri söyleyebileceğini, bizim görevimizin araştırmak olduğunu, eksi yanlarımızı da öğrenmemiz gerektiğini belirten bir konuşma yaptım.

 

Amina hanım Edirne’de üniversite eğitimi görüyor. Ve 3-4 yıl kadar yine ülkemizde bulunacak. Türkçesi çok çok iyi olmamakla beraber, ne konuştuğunuzu anlıyor ve ne demek istediğini de çok iyi anlıyorsunuz.

 

Eksi yanlarımızda, güzel Türkçesi ile şu şekilde açıkladı; ‘Çok şikâyetçisiniz’… Aslında ne demek istediğini çok iyi anlıyordum. Ama konuyu biraz daha açmasını rica ettim. Edirne’de yurtta kaldığını ve yurt arkadaşlarının sürekli bir şeylerden şikâyetçi olduğunu ifade etti. Birçok imkâna sahip olmalarına rağmen, şükür etmek yerine eksik ufak tefek şeyler olunca hemen şikâyet ettiklerinden bahsetti.

 

Novi Pazar’da birçok insanın 900 TL civarında bir ücret karşılığında ailesini geçindirmek mecburiyetinde olduğunu, Türkiye’de şartların çok daha iyi olduğundan bahsetti Amina hanım. Bizim çok zorlu bir yoldan geçip Novi Pazar’a ulaştığımızı ve Türkiye’deki yollardan bahsetti. Sonra tekrarladı; ‘Çok şikâyetçisiniz’

 

Sonra konu ister istemez siyasete geldi. ‘Erdoğan’ denilince Balkanlarda, ikinci kelime genellikle, ‘Sultan’ olur. Cumhurbaşkanımız bu bölgede bir hayli çok seviliyor. Hatta onlar bizden daha fazla sahipleniyor Cumhurbaşkanımızı. Amina hanım siyasi olarak Erdoğan’a büyük saygılarının olduğunu ve bölgede Erdoğan’ın çok sevildiğini söyledi.

 

Buraya kadar her şey normalken, Amina hanım akrabalarından bahsetmeye başladı. İstanbul’da yaşayan akrabaları varmış. Novi Pazar’ı ziyaret ettiklerinde ‘Erdoğan’ konusu açılınca ülkemizde yaşayan o akrabaları şikâyetçi oluyorlarmış. Ülkemizin suyundan mı, havasından mı bilmem ama genel intiba şikâyet… Amina hanım ve zannedersem Novi Pazar’daki Müslümanlar Erdoğan’a tabiri caiz ise toz kondurmazken, ekmeğini ülkemizden kazanan sözüm onu dilli dilberler, ülkemizi beğenmiyor.

 

Bu nedenle ülkemizde yaşayan ve Erdoğan’ı beğenmeyen Boşnakların bir kısmı ile Novi Pazar’daki Boşnaklar, Erdoğan için kavga ediyorlarmış. Geldiğimiz nokta şu ki; onlar bizden çok daha fazla Erdoğan’ı önemsiyor ve daha fazla seviyor.

 

Bende aslında Amina hanıma katılıyorum… Başörtü yasağı, eski Türkiye’nin hastaneleri, memurları, amirleri… Çok çabuk unutuyoruz ve gün geçtikçe şükürsüzleşiyoruz. Allah sonumuzu hayreylesin. Her daim şükretmeyi Rabbim bizlere nasip etsin.

 

Daha sonra Novi Pazar sokaklarına çıkıyoruz ve Osmanlı mimarisini seyreyliyoruz. Birçok küçük işletmenin isminin Türkçe olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda bir çok Türk’ün Novi Pazar’da yaşadığını öğrenmiş oluyoruz.

 

Daha sonra bir müzeye gittik. TİKA marifeti ile yapılan bazı çalışmalara şahit olduk. Müzenin bahçesinde onlarca fotoğraf var. Bizim bayrağı görüyorum ve bu fotoğraflar bana hiç yabancı değil dedim. Biraz daha yakınlaştıkça, 15 Temmuz fotoğrafları olduğunu gördüm. Müzenin her tarafında 15 Temmuz fotoğrafları vardı… Sahi biz 15 Temmuz’u da unuttuk değil mi?...

 

Müzeyi gezerken Osmanlı parası ve Osmanlı Askeri giysilerinin bulunduğu bir alana girdik. Manevi olarak çok etkilendiğim bir nokta oldu. İçimden sadece şunu geçirdim; ‘Bu bölge bizden bir parça, bu insanlar bizden bir parça’…

 

Novi Pazar’da bulunan bir park içerisinde kuleler görüyoruz. Savunma kuleleri olarak adlandırılıyor. Velhasıl Balkanlarda izimizin bulunmadığı şehir yok desem yeridir. Umarım bu izler silinmez ve bizlerde şikayet etmeden yeni şeyler kazandırırız bu bölgelere. Sağlıcakla kalın.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI