Bugun...


Yaren Ünsüz

facebook-paylas
Hayatıma dokunan kıymetli öğretmenim, Cengiz Sevim…
Tarih: 28-12-2018 11:38:00 Güncelleme: 28-12-2018 11:38:00


Hayatta bulunduğum noktada tam da şuanda yüreğimdeki bu satırları paylaşma imkanı bulmak nasıl da büyük bir lütuf bana… Ben yazar değilim lakin yazarak yaşayan harflerle nefes alan biriyim. Aslında çok denemiştim, bambaşka hayaller peşindeydim ama olmadı. Yazmadan yaşamayı bir türlü beceremedim. Artık eskisi gibi sonunu hiç düşünmüyorum, hesap kitap da yapmıyorum. Sadece yazıyorum ve dua ediyorum. Beni anlar mısınız bilmiyorum. Bazıları yazarken yaşar, benim gibilerse yaşamak için yazar. Çünkü yazdığım zaman nefes aldığımı hissediyorum. Yazmadığımdaysa sanki yavaş yavaş ölüyorum. Çok garip bir duygu bu…

 

Ben henüz yazar değilim, sadece yazarak yaşayan, cümleleriyle can bulan biriyim. Tam da bu sebepten bana ilham edileni paylaşmama vesile olan Tuğba hocama, yayınlamaya değer bulan Okur Gazetesi'ne yürekten teşekkür ederim.

 

Gecikmiş bir teşekkür borcum daha var, yirmi yıl öncesinde bugünlerin temelini atan okumayı ve yazmayı sevmeme vesile olan kıymetli öğretmenim Cengiz Sevim, tam da bu nedenle ilk yazımı size ithaf etmeye karar verdim. Gerçek bir öğretmenin, bir öğrencinin hayatına nasıl naifçe dokunarak onun dünyasında çiçekler açtırdığını bu satırları okuyan herkes bilsin istedim. 20 yıl önce toprağa attığınız tohumun meyvesi cümlelerim… Madem vesilem sizsiniz; söze, sizinle başlayan okuma ve yazma serüvenimi anlatarak başlamak istedim.

 

Babam kitapları çok sever. Bir oda dolusu kitapla büyüdüm ben, ağbim ilkokulda çok kitap okuduğu için annem endişeye kapılarak sınıf öğretmenine şikayet etmişti, haddinden fazla okuyor diye. Sudan bıkmış balık misali kitaplar hiç kendine çekmedi beni, televizyon varken ne gerek vardı ki…

 

Ortaokulda Türkçe öğretmenimiz Cengiz Sevim, her hafta bir dersini okumaya ayırmıştı, taa doksanlı yıllarda. Okuma dersleri benim için tam bir çin işkencesiydi. Kimseden çıt çıkmıyor, herkes kitabına gömülmüş okuyor. Yanımdakini dürtüyorum rahatsız etme bakışlarıyla azarlıyor, umutla arkama dönüyorum kimse oralı olmuyor, önümdeki arkadaşa yaklaşıyorum bir kelam etmeye kalmadan uyarı alıyoruz. Önümde cinali misali bir kitap, sırf sıranın üzerinde görünsün ve  öğretmen baktığında rasgele bir sayfasını açıp okuyomuş rolüne bürünebileyim diye. Aslında okumaya da niyetlendim ama öyle kötü bir seçim yapmışım ki devam edemedim. Birkaç hafta tüm okuma derslerinde sessizce kitap okuyan arkadaşlarımı izledim. Derste konuşmaya can atan insanların gözü okuduklarından ötesini görmüyordu. Sıkıntıdan patlıyordum, saniyeleri teker teker sayıyordum. İnsanın böyle boşlukta kalınca düşünmeye çok vakti oluyor. Koca bir yıl böyle geçer mi dedim kendi kendime. Sonra heycanla sayfaları çeviren, okurken adeta kendinden geçmiş bir arkadaşıma diktim gözlerimi. Bu kadar cezp edici ne olabilir ki diye düşündüm ve zil çalınca yanına gittim. Ne konuştuk hatırlamıyorum ama bana “Kitap okumaya Huzur Sokağı’ndan başla” dediğini hatırlıyorum. O kitabı nerden bulurum diye hiç düşünmedim. Evde kitaptan bol ne vardı ki. O gün okuldan döner dönmez babama “Huzur Sokağı”nı sordum. Elbette vardı kitaplığında. Okumaya başladım, kitapların insanları nasıl büyüleyip içine aldığını o zaman anladım. Artık haftalık bir saat okuma dersi yetmiyordu bana, derslerde bile gizli gizli sıranın altından okumaya çalıştığımı bilirim. Hatta öğretmen kızmasın diye “Çalıkuşu” nu belime sokup lavaboya götürüp okumuştum. Huzur Sokağı ile başlayan okuma serüvenim yıllar içinde artarak devam etti, okumayı çok ama çok sevdim. Farklı kitaplar, farklı tarzlar, farklı yazarlar… Başlarda para vermeye kıyamadığım ve hep ödünç alarak okuduğum kitaplar; sonraları DR ları, kitap fuarlarını cennet diye gördüğüm yıllar… Şimdiyse hayalim bir kütüphane kurmak, para yetiremediğim için alamadığım bütün kitapları ve çok daha fazlasını bu kütüphanede toplamak, canım ne isterse sınırsızca okumak ve daha da önemlisi benim gibi dünyadaki bütün kitapları satın almak isteyenlere para vermeden de okuma olanağı sunmak.

 

Sevgili Cengiz Sevim bana sadece okumayı değil yazmayı da sevdiren türkçe öğretmenim… Yazma serüvenim de onunla başladı ortaokul yıllarında. Türkçe kitabında işlediğimiz her konunun sonunda konuyla alakalı mutlaka bir kompozisyon ödevi olurdu. Arkadaşlarımın çoğu yazmazdı, yazsa da sırf ödevi yapmış olmak için yazardı. Bu nedenle hiçbiri yazdıklarını öğretmene okumak istemezdi. Ben bu konuda da farklıydım. Yazmayı sevdiğimi daha o yıllarda farkettim. Benim için işlenen konunun en güzel tarafı konuyla ilgili yorum yaptığımız sorular ve kompozisyon yazma kısmıydı. Çok severek yazardım, daha da güzeli sanki şaheser ortaya koymuş edasıyla okumak için can atardım. Çünkü o kırık dökük cümleleri ilgiyle dinleyip yapıcı eleştirileriyle kendimi geliştirmeme olanak sunan harika bir öğretmenim vardı. Beni incitmeden hatalarımı söyler, telafi ettiğimdeyse takdir ederdi. Sonraları kitap okumaya da başlayınca yazma heycanım katlanak arttı. Okuduğum bütün kitapları çok beğenmiştim, bir tanesi hariç, bence o tam bir edebiyat faciasıydı. Özellikle kurgusu, olayların sırası ve sonuçsuzluğu hala hatırımda kaldı. Cahil cesareti işte o kitaptan sonra bende kitap yazmalıyım dedim taa ortaokul yıllarında. Okuduğum diğer kitaplardan etkilendiğim kadarıyla kendi çapımda yazmıştım da. Bir şaheser değildi elbette fakat bu günlerin temelini atan çok güzel bir hayaldi. Lise yılları üniversite kazanma heycanıyla, üniversite ise depresyonla ve daha başarılı olma hırsıyla geçince tam anlamıyla olmasa da kitaplardan ve yazar olma sevdamdan biraz uzak kaldım. Kendimce halledilmesi gereken daha büyük meselelerim vardı. Ama olmadı hepsi yarım kaldı, döndüm dolaştım bambaşka düşlerim hayal kırıklığıyla noktalanırken sonunda ne yapmam gerektiğini  anladım ve yazmaya başladım.

 

Bana okumayı ve yazmayı sevdiren saygıdeğer öğretmenim Cengiz sevim, cümlelerimle akacak bir mecra bulduğum bu ilk günde ilk yazıma size teşekkür etmekle başlamak istedim çünkü bugün beni ayağa kaldıran ve hayata yeniden bağlayan hayallerimi size borçluyum… Bu nedenle nerdesiniz, neler yapıyorsunuz, benim gibi başka öğrencilerin hayatlarına da dokunuyor musunuz bilmesem de bu ilk yazarlık denememi uzaklardan size ithaf ediyorum. Ben sizden razı oldum, dilerim Rabbim de sizden razı olsun…





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI