Tahrir defterlerinde yer alan kayıtlara göre günümüzde Çitli ve Hamamlı köylerinin tüm arazileri, “Mezra-i Ali Bey” adıyla kayıt altına alınmış. Daha sonraki dönemlerde ise bu bölgenin “Ahiler” adıyla anıldığı belirtiliyor.
ALİ BEY’İN ÇOCUKLARI ARAZİYİ PAYLAŞTI
Tarihi kayıtlarda yer alan bilgilere göre Ali Bey’in çocukları oldu ğu anlaşılan Pervane Bey ve Karabey, söz konusu geniş araziyi kendi aralarında paylaşmış. Çamlık Deresi’nin batısında kalan bölüm Pervane Bey’in işletme sorumluluğuna bırakılırken, derenin doğusunda kalan geniş araziler ise Karabey’in evlatları olduğu anlaşılan Ahmed, Mahmud ve Mustafa’ya kalmış. Bölgedeki arazi, yalnızca tarımsal faaliyetlerin yürütüldüğü bir alan olmakla kalmamış, aynı zamanda çeşitli işletmelerin bulunduğu önemli bir merkez haline gelmiş.
BİR TARAFTA HAMAM, DİĞER TARAFTA DEĞİRMEN
Geniş çiftlik arazisinin batı bölümündeki işletme merkezine bir hamam inşa edilirken, doğu bölümünde bulunan diğer işletme merkezine ise bir değirmen yapılmış. Günümüzde bu tarihi değirmenin bulunduğu yöre, halk arasında “Yanık Değirmen” adıyla anılıyor. İki kardeş tarafından işletilen çiftliklerin bulunduğu bölgenin ise ilk dönemlerde “Ehaveyn Çiftliği” olarak adlandırıldığı aktarılıyor.
ÇİTLİ, DERBENTÇİ KÖYLER ARASINDA YER ALDI
Tahrir defterlerinde Çitli'nin yalnızca bir yerleşim yeri olmadığı, aynı zamanda derbentçi köylerden biri olduğu da görülüyor. Derbentçilik, Osmanlı döneminde özellikle önemli yol ve geçitlerin güvenliğinin sağlanması amacıyla bazı yerleşimlere verilen görevlerden biriydi. Bu kapsamda Çitli köylüleri, Mızal Derbendi'nin korunmasıyla görevlendirildi. Çitli'nin yanı sıra Eymür ve Kınık köylülerinin de Mızal Derbendi'nin güvenliğini sağlamakla sorumlu oldukları belirtiliyor. Bu görev karşılığında köylülerin, Osmanlı döneminde “tekalif-i örfiye” adı verilen bazı devlet vergilerinden muaf tutulduğu ifade ediliyor.
VERGİ MUAFİYETİ DİKKAT ÇEKİYOR
Tarihi kayıtlara göre Çitli köylülerine verilen arazilerin gelirlerinden ve ormanların kesilmesiyle oluşturulan mezralardan vergi alınmadığı, ancak İslam hukukunun gereği olarak öşür vergisinin ödendiği belirtiliyor. Bu durum, bölge halkının yalnızca tarımsal üretim yapan bir topluluk olmadığını, aynı zamanda devlet tarafından belirli güvenlik ve ulaşım görevleri üstlenmiş bir yerleşim olduğunu gösteriyor.
ÇİTLİ VE HAMAMLI GEÇMİŞTE EHAVEYN ADIYLA ANILIYORDU
Çitli'nin geçmişine ilişkin dikkat çeken bilgilerden biri de bölgenin dini ve sosyal yapısına ilişkin. Aktarılan bilgilere göre Çitli, yerli bir köy olmasına rağmen kendisiyle özdeşleşmiş tanınmış bir dede veya yatır bulunmuyor. Ancak Çitli ve Hamamlı'nın birlikte bulunduğu ve bölgenin Ehaveyn Köyü olarak anıldığı dönemde, Çamlık Dedesi olarak bilinen dini nitelikteki kişinin bölge halkı açısından önemli bir yere sahip olduğu ifade ediliyor.
KARABEY MEZARLIĞI VE ÖREN YERİ GEÇMİŞİN İZLERİNİ TAŞIYOR
Bölgenin eski tarihine ilişkin bazı isimler ise günümüzde de halk arasında yaşamaya devam ediyor. Özellikle Yanık Değirmen'in yakınındaki Karabey Mezarlığı ve Ören Yeri, geçmişten günümüze aktarılan önemli izler arasında gösteriliyor. Bu yer adları, bölgenin geçmişteki yerleşim yapısına ve Karabey ailesiyle bağlantılı tarihi geçmişine ilişkin sözlü ve yerel hafızanın günümüzdeki yansımaları olarak dikkat çekiyor.
ANA YOLLARIN GÜVENLİĞİ DE ÇİTLİ'YE EMANET EDİLDİ
Çitli'nin tarihsel önemini gösteren bir başka ayrıntı ise ulaşım güzergâhlarının korunmasıyla ilgili. Tarihi bilgilere göre Deydinler, Alibeyköy, Çandır Köprüsü, Vakıf Çeşmesi, Çitli Maden Suyu ve Kınık Köprüsü güzergâhını takip eden ana yolun korunması Çitli köylülerinin sorumluluğuna verilmişti. Çitli'nin görev alanındaki Mızal Derbendi ise günümüzde Gündüzlü, Hilmiye, Ilıca/Oylat Kaplıcası, Saadet Köyü, Kazmıt Deresi ve Kazmıt Yaylası güzergâhlarıyla ilişkilendiriliyor.







