İnegöl’ün yaklaşık 90 farklı tarımsal ürünün yetiştirildiği önemli bir üretim merkezi olduğuna dikkat çeken Çelik, çiftçiliğin en büyük sorunlarından birinin üreticinin kendi ürününün fiyatını belirleyememesi olduğunu ifade etti.
BEKLENTİ 20 TL’YDİ, FİYAT 10 TL’YE DÜŞTÜ
Geçtiğimiz yıl yaşanan zirai don nedeniyle birçok üründe rekoltenin düşmesi, fiyatların yükselmesine neden olmuştu. Bu yıl ise tam tersine, özellikle kara erikte ciddi bir bolluk yaşanıyor. Kayapınar Mahallesi’ndeki bahçelerde incelemelerde bulunan Çelik, kara erikte üreticinin beklentisinin kilogram başına yaklaşık 20 TL olduğunu ancak ürünün tüccarlar tarafından 10 TL civarında alındığını belirtti.

Çelik, yaşanan tabloyu şu sözlerle değerlendirdi:
“Geçen sene ülkemizin birçok bölgesinde büyük bir don olayı gerçekleşti. Dolayısıyla ürünler az olduğundan geçen sene fiyatlar çok yüksek oldu ve ürünler kendisine alıcı buldu. Bu sene ise aşırı bir bolluk var. Şu anda Kayapınar Mahallesi’nde bir bahçedeyiz. Normalde bu erikte beklentimiz 20 liraydı ama bugün tüccarlar tarafından 10 TL’ye alınıyor. Bu da çiftçimizi memnun etmedi.”
ŞEFTALİNİN ARDINDAN AYNI SORUN ERİKTE YAŞANIYOR
Çelik, benzer sıkıntının geçtiğimiz dönemde şeftalide de yaşandığını hatırlattı. İnegöl’ün Bursa genelinde önemli bir şeftali üretim merkezi olduğunu belirten Çelik, şeftalide de fiyatların 10 TL seviyelerine kadar gerilediğini ifade etti.
Kara erik hasadının ardından elma ve armut gibi ürünlerde de hasat döneminin başlayacağını söyleyen Çelik, üreticinin önünde yine zorlu bir sürecin bulunduğunu dile getirerek,
“Şeftalide de bu sıkıntıyı yaşamıştık. Biliyorsunuz, Bursa’da en çok şeftaliyi biz üretiyoruz. Şimdi erikten sonra elma ve armut var. Onların da hasadına başlayacağız. Gerçekten zor bir sanatı icra ediyoruz. Kendi ürettiği ürünün fiyatını belirlemeyen tek kesim varsa o da çiftçidir. Ne diyelim, inadına biz çiftçilik yapıyoruz, yapmaya da uğraşıyoruz. Bereket her şey bereketli bu sene ama iç piyasada bunları harcamadığımız için ürün fazla geliyor. Fiyatlar değişiyor, biz de bu şekilde yolumuza devam ediyoruz. Allah beterinden korusun” dedi.

“ÜRÜN BURADA 10 TL, PAZAR 10 KİLOMETRE ÖTEDE”
Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına da dikkat çeken Çelik, tarla ile pazar arasındaki mesafenin çok kısa olmasına rağmen ürün fiyatlarının ciddi şekilde değişebildiğini söyledi. Çelik, “Pazar dediğiniz yer buraya 10 kilometre mesafede. Tarla gittikten sonra sizin dediğiniz 50-100 lira fiyatları yapıyor. Yıllardır bununla ilgili Tarım Bakanlığı tarafından hal yasaları ve çeşitli düzenlemeler yapıldı ancak bunun önüne geçilemedi. Geçeceğini de zannetmiyorum, bu böyle gider” ifadelerini kullandı.
Üreticinin yeterli gelir elde edemediği bir sistemde en azından tüketicinin daha uygun fiyatla ürüne ulaşabilmesi gerektiğini belirten Çelik, aradaki fiyat farklarının farklı aşamalarda oluştuğuna işaret etti.
40 tır kurutmaya gönderildi, yaklaşık 80 tır daha bekleniyor
Kara erikte yaşanan bolluğun değerlendirilmesi amacıyla kurutma tesislerinin önemine de dikkat çeken Sezai Çelik, İnegöl’den şu ana kadar yaklaşık 40 tır ürünün kurutulmak üzere farklı şehirlere gönderildiğini açıkladı.
Çelik, önümüzdeki süreçte yaklaşık 80 tır ürünün daha kurutma tesislerine gönderilmesinin beklendiğini belirterek, bu alanda kurulacak tesislerin İnegöl tarımına önemli katkı sağlayabileceğini söyledi.
Kurutulmuş eriğin katma değerli bir ürün olduğunu vurgulayan Çelik, kurutma sektörünün geliştirilmesi halinde üreticinin ürününü daha yüksek katma değerle değerlendirebileceğini ifade etti.
“İnegöl’de tarıma dayalı OSB ve tesislere ihtiyaç var”
Çelik, açıklamasının devamında İnegöl’ün yalnızca mobilya üretimiyle değil, tarımsal üretimiyle de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
İnegöl’ün mobilya sektöründeki gücünden gurur duyduklarını belirten Çelik, kentte sanayi alanları oluşturulurken tarımsal ürünlerin işlenmesine yönelik yatırımların da planlanması gerektiğini ifade etti.
“İnegöl’ün bir mobilya kenti olduğunu biliyoruz ve bundan gurur duyuyoruz. Ama öteki taraftan baktığımız zaman direkt tarımsal üretimimiz de var. Topraklarımız alınmak suretiyle OSB’ler yapılırken, keresteciler, lojistik şirketleri ve diğer sektörler için alanlar oluşturuluyor. Bunların hepsi lazım ama tarıma ayrılan bir şey yok.”
“KENDİ ÜRÜNÜMÜZÜ İŞLEYEBİLİRSEK ÇİFTÇİMİZ DAHA FAZLA KAZANIR”
İnegöl’de kara erik başta olmak üzere tarımsal ürünlerin işlenebileceği ve kurutulabileceği tesislerin kurulmasının üretici açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Çelik, bu yatırımların hayata geçirilmesi halinde ürünlerin yalnızca ham madde olarak satılmak yerine katma değerli ürünlere dönüştürülebileceğini söyledi. Çelik, İnegöl’den başka şehirlere gönderilen ürün miktarının bile bu alandaki potansiyeli ortaya koyduğunu belirterek, “Bugün buradan giden yaklaşık 40 tır, önümüzdeki dönemde de 80 tır civarında ürünün kurutmaya gideceği söyleniyor. Bu da şunu gösteriyor: Eğer biz bunu İnegöl’de yapabilsek, çiftçimiz de daha güzel şekilde katma değer sağlayacak” dedi.
İnegöl Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik’in açıklamaları, kentte tarımsal üretimin güçlü olmasına rağmen ürünlerin işlenmesi, depolanması ve katma değerli hale getirilmesi konusunda yeni yatırımlara duyulan ihtiyacı bir kez daha gündeme getirdi.







