Abdülhamid Han Kültür Eğitim Derneği Genel Başkanı Turgay Yazıcı, Yunanistan’ın Türkiye’ye yönelik son dönem açıklamalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Yunanistan’ın Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye yönelik siyasi mesajlarını tarih ve jeopolitik üzerinden değerlendiren Yazıcı, Antik Yunan’ın siyasi yapısını gündeme getirerek dikkat çekici bir soru yöneltti: “Tarih yeniden yaşansaydı, Yunanistan altı ayrı siyasi yapıya ayrılsaydı nasıl olurdu?”

“ALTI AYRI MERKEZ, ALTI AYRI SİYASİ İRADE”

Antik Yunan dünyasının tarih boyunca tek ve kesintisiz bir siyasi devlet olmadığını belirten Yazıcı, farklı dönemlerde Atina, Sparta, Makedonya, Epir, Tesalya ve Girit gibi ayrı siyasi merkezlerin bulunduğunu söyledi.

Bu yapıların dönem dönem birbirleriyle rekabet ettiğini, savaştığını ve ittifaklar kurduğunu ifade eden Yazıcı, “Atina başka bir devlet, Sparta başka bir devlet, Makedonya başka bir devlet, Epir başka bir devlet, Tesalya başka bir devlet, Girit başka bir devlet… Altı ayrı merkez, altı ayrı hesap, altı ayrı siyasi irade” ifadelerini kullandı.

Yazıcı, söz konusu değerlendirmesinin bir bölünme çağrısı olmadığını vurgulayarak, bunun Yunanistan’ın tarih üzerinden Türkiye’ye yönelik siyasi söylemlerine karşı ironik bir tarih hatırlatması olduğunu belirtti.

“TARİH, BUGÜNKÜ SINIRLARIN BİNLERCE YIL ÖNCESİNE TAŞINABİLECEĞİ BİR MASAL DEĞİLDİR”

Yunanistan’ın kendi tarihini bugünkü siyasi sınırların geçmişe uzanan kesintisiz devamı şeklinde sunmasının doğru olmadığını savunan Yazıcı, “Tarih, bugünkü siyasi sınırların binlerce yıl öncesine aynen taşınabileceği bir masal değildir” dedi.

Yazıcı, Yunanistan’ın Türkiye’ye yönelik tarihî ve jeopolitik söylemlerinde kendi tarihinin bütününü dikkate alması gerektiğini söyledi.

MORA VE ATİNA VURGUSU

Açıklamasında Osmanlı’nın Mora ve Atina’daki hâkimiyet sürecine de değinen Yazıcı, Fatih Sultan Mehmed dönemindeki siyasi tabloya dikkat çekti.

Mora’daki siyasi yapının o dönemde parçalı olduğuna işaret eden Yazıcı, Osmanlı’nın 1458’de Atina’yı, 1460’ta ise Mora Despotluğu’nun merkezî siyasi yapısını hâkimiyeti altına aldığını ifade etti.

Tarihî gelişmelerden çıkarılması gereken dersin, siyasi parçalanmışlığın büyük güçlerin bölgeye müdahalesini kolaylaştırabileceği olduğunu belirten Yazıcı, “Bugün hiç kimse Yunanistan’ın bölünmesini istemiyor. Biz de istemiyoruz. Ancak Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı kullandığı tarihî ve jeopolitik söylemlere karşı kendi tarihini hatırlaması gerekiyor” diye konuştu.

“MEİS’E ÇIKMAKLA ANKARA’NIN GERÇEKLİĞİ DEĞİŞMEZ”

Yunanistan’ın Meis üzerinden verdiği siyasi mesajları da değerlendiren Yazıcı, bir adaya çıkmanın, bayrak önünde fotoğraf vermenin veya sert açıklamalarda bulunmanın bölgenin tarihî, coğrafi ve uluslararası hukuk boyutunu değiştirmeyeceğini savundu.

Yazıcı, “Meis’e çıkmakla Ankara’nın gerçekliği değişmez. Türkiye burada, Yunanistan burada, Adalar Denizi burada, Doğu Akdeniz burada. Coğrafya, sosyal medya paylaşımlarından daha güçlüdür” ifadelerini kullandı.

“YUNANİSTAN BAŞKA ÜLKELERİN HESABINDA ARAÇ OLMAMALI”

Yunanistan’ın üçüncü ülkelerle geliştirdiği diplomatik ve askerî ilişkilerin Türkiye karşıtı bir eksene dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Yazıcı, Atina’nın başka ülkelerle savunma ve diplomasi alanındaki iş birliklerinin kendi egemen tercihi olduğunu söyledi.

Ancak bu ilişkilerin Türkiye’yi çevreleme politikasının parçası hâline getirilmesinin Yunanistan’ın uzun vadeli çıkarlarına da zarar verebileceğini savunan Yazıcı, özellikle İsrail ile gelişen savunma ilişkilerine dikkat çekti.

Yazıcı, “Başka ülkelerin değirmenine su taşıyanlar, bir gün o değirmenin kendi suyunu çektiğini görebilir” diyerek Yunanistan’ın başka ülkelerin bölgesel hesaplarında bir araç hâline gelmemesi gerektiğini ifade etti.

“SORUNLARIN ÇÖZÜM ADRESİ ANKARA VE ATİNA”

Türkiye ile Yunanistan arasında çözülemeyecek sorun bulunmadığını belirten Yazıcı, çözümün üçüncü başkentlerde değil, Ankara ve Atina arasındaki doğrudan diyalogda aranması gerektiğini söyledi.

Yunanistan’ın Washington, Brüksel, Tel Aviv ve diğer başkentlere bakmak yerine Ankara ile doğrudan iletişimi güçlendirmesi gerektiğini ifade eden Yazıcı, “Komşunuz değişmiyor. Türkiye değişmiyor. Coğrafya değişmiyor. O hâlde sorunların çözüm adresi de bellidir: Ankara” dedi.

“TÜRKİYE HAKLARINDAN VAZGEÇMEZ”

Yunan halkıyla düşmanlık istemediklerini ve iki halkın karşı karşıya getirilmesine karşı olduklarını belirten Yazıcı, Türkiye’nin kendi haklarından vazgeçmeyeceğini söyledi.

“Biz Yunan halkıyla düşmanlık istemiyoruz. Biz savaş istemiyoruz. Biz iki halkın birbirine düşman edilmesini istemiyoruz. Fakat Türkiye’nin haklarına yönelik her siyasi hamleye karşı tarihî hafızamızla, devlet aklımızla ve diplomatik kararlılığımızla cevap vermeyi de biliriz” diyen Yazıcı, Yunanistan’a “tarihin tamamını okuma” çağrısında bulundu.

Yazıcı açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “Bugün Yunanistan’a ‘altı parçaya bölünün’ demiyoruz. Sadece tarihin aynasını önünüze koyuyoruz. Antik Yunan’ın o parçalı siyasi dünyası yeniden ortaya çıksaydı, bugün anlatacağınız tarih nasıl olurdu? Bu sorunun cevabını Atina düşünsün.”

Yazıcı, Türkiye’nin diplomasi masasından kaçmayacağını ancak Türkiye’ye karşı kurulacak hiçbir hesabı da karşılıksız bırakmayacağını belirterek, “Ankara masadan kaçmaz. Türkiye kendi haklarından vazgeçmez” mesajını verdi.

Okumaya Devam

Benzer Haberler

Tümünü Gör
Tepkiler yükleniyor…
Okur Yorumları

Yorumlar· 0

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.
Yorumlar yükleniyor…