Ana içeriğe atla
Bugün · 25 Ağustos 2026 Salıİnegöl 14°Parçalı bulutlu
Bugün · 25 Ağustos 2026 Salıİnegöl 14° / Parçalı bulutlu
25 Ağu Sal 14°

Köşe Yazısı

Taşın Altına Elini Koyanlara Sahip Çıkalım

Ülkemizde spor denildiğinde akla ilk gelen branşın futbol olduğunu söylemek yanlış olmaz. Milyonlarca insanın takip ettiği, konuştuğu, sevindiği ve üzüldüğü bir spor dalı futbol…

Peki ya İnegöl’de?

İnegöl’de futbol denildiğinde, özellikle kulüp başkanlığı ve yöneticilik söz konusu olduğunda insanlar artık bir adım geri atıyor. Bunun sebebini yalnızca isteksizlik olarak değerlendirmek büyük bir haksızlık olur. Çünkü bugün spor kulübü yöneticiliği, özellikle de profesyonel bir futbol kulübünün başkanlığı, ciddi bir ekonomik ve sosyal sorumluluğu beraberinde getiriyor.

Bugün bir kulübün başkanlığını yapmak, sadece maç günü tribünde oturup takımını izlemekten ibaret değil. Transfer bütçesinden personel giderlerine, deplasman masraflarından tesis giderlerine, futbolcuların alacaklarından kulübün geçmişten gelen borçlarına kadar uzanan devasa bir sorumluluk söz konusu.

İşte tam da bu noktada İnegölspor örneği karşımıza çıkıyor.

Son yıllarda İnegölspor’da başkanlık konusunda yaşanan sıkıntıları hepimiz biliyoruz. Başkan adayı çıkmadığı dönemlerde kulübün sahipsiz kalma ihtimali ciddi şekilde gündeme geldi. “İnegölspor sahipsiz bırakılamaz” anlayışıyla Kani Ademoğlu’nun yeniden sorumluluk alması da bu sürecin önemli bir göstergesi oldu.

Şimdi burada bir parantez açmak gerekiyor.

Kani Başkan’ın her yaptığı doğrudur, her kararı tartışılmazdır demiyorum. Elbette başkanlar eleştirilebilir. Hatta kulüplerin daha iyi yönetilmesi için eleştiri de olmalıdır. Ancak eleştiri ile yapılan fedakârlığı görmezden gelmek arasında çok önemli bir fark var.

Bugün İnegölspor’un başına geçmek için insanların neden çekindiğini sorgularken, Kani Ademoğlu’nun neden yeniden bu yükün altına girdiğini de sorgulamak gerekiyor.

Çünkü ortada ciddi bir ekonomik risk var.

Bugün birçok insan kendi işini ayakta tutmaya çalışırken, bir de profesyonel futbol kulübünün sorumluluğunu omuzlamak kolay değil. Hele ki geçmişten gelen yükleri bulunan bir kulübün başına geçmek, yalnızca maddi değil, manevi anlamda da ciddi bir bedel ödemeyi gerektiriyor.

Bu nedenle Kani Başkan’ın yeniden taşın altına elini sokmasını küçümsememek gerekiyor.

Hatta açık konuşmak gerekirse, bugün bu işleri yapan insanlar artık spor yöneticiliğinin son nesilleri olabilir.

Bir zamanlar kulüp yönetmek için yarışan insanlar vardı. Bugün ise kulüpler, yönetici bulmakta zorlanıyor.

Bu değişimin altında ekonomik şartlar kadar, toplumun yöneticilerden beklentilerinin de artması yatıyor. Başkan olduğunuzda sadece iyi yaptıklarınız değil, yapamadıklarınız da konuşuluyor. Attığınız her adım tartışılıyor, aldığınız her karar sorgulanıyor.

Üstelik bütün bunları çoğu zaman kendi işinizden, ailenizden ve hayatınızdan fedakârlık ederek yapıyorsunuz.

O yüzden bu insanlara biraz daha hakkaniyetli bakmak gerektiğini düşünüyorum.

Geçtiğimiz günlerde Kani Başkan’ın bir köşe yazısında kullanılan “vizyon eksikliği” ifadesine yönelik serzenişi oldu. Açıkçası verdiği tepkinin fevri olduğunu düşünüyorum. Ancak tepkisinin arkasındaki gerekçeyi de anlamak gerektiği kanaatindeyim.

Çünkü insan, üzerine aldığı yükün görülmediğini düşündüğünde elbette kırılabilir.

Belki kullanılan ifade Kani Başkan’ın hassas olduğu bir noktaya dokundu. Belki de kendisinin verdiği mücadele ile dışarıdan yapılan değerlendirme arasında bir uçurum olduğunu düşündü.

Fakat burada önemli olan şu:

Başkanların da eleştiriye açık olması gerekir, eleştirenlerin de başkanların omuzladığı yükü unutmaması gerekir.

İki tarafın da birbirini anlaması gerekiyor.

Çünkü mesele Kani Ademoğlu meselesinden daha büyük.

Mesele İnegölspor meselesi.

Bugün “Neden başkan çıkmıyor?” diye soruyoruz.

Yarın birileri çıkıp “Kimse başkanlık için çıkmadıysa, Kani Ademoğlu da çıkmasaydı” diyor.

Peki Kani Başkan çıkmasaydı ne olacaktı?

Muhtemelen bu kez de “İnegölspor sahipsiz kaldı” başlıkları atılacaktı.

Yani adam ne yapsa yaranamıyor!

Çıkıyor, eleştiriliyor.

Çıkmıyor, “neden çıkmadı?” deniliyor.

Kulübü sahipleniyor, “vizyonu yok” deniliyor.

Kulübü bıraksa, “İnegölspor’u sahipsiz bıraktı” denilecek.

Böyle bir ortamda insanları yöneticiliğe ikna etmek zaten başlı başına zor.

İşte bu nedenle İnegölspor’un geleceğini konuşurken yalnızca başkanın veya yönetimin ne yaptığına odaklanmamak gerekiyor. Asıl olarak, bu kulübün neden her dönem birkaç kişinin fedakârlığına mahkûm kaldığını konuşmalıyız.

İnegölspor sadece yönetimin değil, İnegöl’ün ortak değeridir.

Şehrin iş insanları, siyasileri, sivil toplum kuruluşları, taraftarları ve spor kamuoyu bu kulübün geleceğinde sorumluluk almalıdır.

Bir başkanın tek başına ekonomik yükü sırtlamasını beklemek sürdürülebilir değildir.

Bugün Kani Ademoğlu vardır, yarın başka bir isim gelir. Ama sistem aynı kalırsa sorunlar da aynı şekilde devam eder.

Artık İnegölspor için günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışa ihtiyaç var.

Kurumsal gelir kaynakları oluşturulmalı, altyapıya daha fazla önem verilmeli, şehrin ekonomik gücü kulübün arkasında daha organize şekilde durmalı ve başkanlık görevi bir kişinin fedakârlığı olmaktan çıkarılmalıdır.

Çünkü aksi halde her sezon aynı soruyu sormaya devam ederiz:

“İnegölspor’a kim başkan olacak?”

Bence asıl sormamız gereken soru şu:

“İnegölspor’u bir kişinin omuzlarından nasıl indirip, İnegöl’ün ortak gücü haline getirebiliriz?”

Kani Ademoğlu’nun yaptığı fedakârlığı eleştirmek elbette mümkündür. Ama önce o fedakârlığı teslim etmek gerekir.

Bugün spor kulüplerinde yöneticilik yapmaya cesaret eden insanların sayısı giderek azalıyor.

Bu insanların tamamını alkışlamak zorunda değiliz.

Ama en azından taşın altına elini soktukları için haklarını teslim etmek zorundayız.

Çünkü günün sonunda kazanan ya da kaybeden yalnızca başkan olmayacak.

İnegölspor kazanacak ya da İnegölspor kaybedecek.

Ve bizler, kulübü yöneten isimlerden bağımsız olarak, bu şehrin takımının yanında durmayı başarabilirsek, belki de yıllardır çözemediğimiz en büyük problemi çözmeye başlamış oluruz.

Kısacası…

Eleştirelim ama tüketmeyelim.

Sorgulayalım ama küstürmeyelim.

Daha iyisini isteyelim ama fedakârlığı da görmezden gelmeyelim.

Çünkü bugün İnegölspor’un başına geçmek için bir adım atan insan bulmak, o insanı eleştirmekten çok daha zor.

Ve galiba artık bunun farkına varmamız gerekiyor.

Paylaş