Ana içeriğe atla
Bugün · 5 Eylül 2026 Cumartesiİnegöl 14°Parçalı bulutlu
Bugün · 5 Eylül 2026 Cumartesiİnegöl 14° / Parçalı bulutlu
5 Eyl Cmt 14°

Köşe Yazısı

Hâcegân yolu

Son zamanlarda çevremize baktığımızda; televizyonlarda, sosyal medyada ya da günlük sohbetlerimizde ne zaman din, cemaat veya tarikat konuları açılsa içimizin biraz burkulduğunu hissediyoruz. Kimin gerçekten Allah rızası için çabaladığı, kimin dünyalık güç, itibar veya çıkar peşinde koştuğu birbirine karışmış durumda. Herkes bir kulvar kapma, bir güç devşirme, sesini daha fazla duyurma telaşında...

​Geçenlerde yeni tanıştığımız bir arkadaşımla sohbet ederken konu buraya geldi. Bana "Hacegan'ı biliyor musun?" diye sordu ve "İstersen bu konuyu bir araştır" diyerek güzel bir ufuk açtı. Ben de oturup işin aslını, ne anlama geldiğini detaylıca inceledim.

​Hacegan dediğimiz şey, öyle uzak ya da karmaşık bir tarih terimi değil aslında. Orta Asya'dan Anadolu'ya kadar uzanan, özü sadece edep, samimiyet ve güzel ahlak olan çok sade bir yol. Eskiler bu yola "Hocalar veya Üstatlar Yolu" derlermiş. Peki, bu eski yol bugün bize, yani şu koşturmaca içindeki topluma ne tavsiye ediyor? Gelip geçen bu fırtınaların ortasında bize nasıl bir ayna tutuyor?

​Her şeyden önce bu gelenek, bize ses çıkarmadan ve gösteriş yapmadan yaşamayı öğretir. Eskiler bu anlayışla; çarşının, pazarın, en kalabalık meydanların ortasındayken bile kalben temiz kalabilmeyi, dünyadan kopmadan ama dünyanın hırsına da kapılmadan yaşamayı öğütlerdi. Bugün toplum olarak en çok ihtiyacımız olan şey tam da bu değil midir? Dünyadan el etek çekip bir köşeye kapanmak ya da süslü laflarla dindarlık taslamak kolaydır. Asıl zor ve kıymetli olan; esnafken tartıyı doğru tutmak, işinin başında rızkını helalinden kazanmak, komşunla güzel geçinmek ve kimsenin hakkına girmemektir. Gerçek maneviyat şaşaalı kıyafetlerde ya da bağırıp çağırmakta değil; dürüstlükte ve alın terindedir.

​Öte yandan, toplum olarak en büyük yaralarımızdan biri de sürekli başkalarını yargılamak, başkalarının açığını ve hatasını aramak oldu. Oysa bu yolun büyüklerinin yaşam ilkesi haline getirdiği çok ince bir kural vardı: Yürürken başkasının izine değil, sadece kendi attığın adıma bakmak... Yani başkasının ne yaptığına, ne kazandığına, neye inandığına bakıp dedikodu üretmek yerine; kendi attığın adıma, kendi hatalarına bakmak esastır. Çünkü asıl mesele başkalarıyla uğraşmak değil, kendi hayatımızda samimi bir duruş ortaya koyabilmektir. Yeter ki bir gayretimiz olsun, o gayret de Gayretullah için olsun. Birbirimizin eksiğini kovalamak yerine her birimiz kendi ahlakını güzelleştirmeye odaklansa, toplum olarak aradığımız o huzuru ve güveni çok daha çabuk yakalarız.

​Ne yazık ki ülkemizde bazı yapılar zaman zaman asli görevini unutup makam, mevki, nüfuz veya dünyevi güç peşinde koşarak hem kendilerine hem de ortak inanç değerlerimize büyük zararlar verdiler. Oysa Hacegan ruhu bize maneviyatın bir yerlere kapılanmak veya güç elde etmek için değil, sadece ve sadece insanın kendi nefsini terbiye etmesi ve güzel bir insan olması için var olduğunu hatırlatır. Gösterişten, bağırtıdan ve şovdan uzak duran; sessizce iyilik yapan, sağ elin verdiğini sol ele hissettirmeyen insanlara her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

adc8c436-e6f6-444e-a2a8-f2f90df584de
Paylaş