Ana içeriğe atla
Bugün · 5 Eylül 2026 Cumartesiİnegöl 14°Parçalı bulutlu
Bugün · 5 Eylül 2026 Cumartesiİnegöl 14° / Parçalı bulutlu
5 Eyl Cmt 14°

Köşe Yazısı

İcazet törenleri ve idrâk sancıları

Son zamanlarda sosyal medyada hafızlık icazet törenlerini hedef alan paylaşımlara sıkça rastlıyorum. "Bu çocuklar büyüyünce ne iş yapacak?", "Bilim insanı olsalar daha iyi değil mi?", "Bu yaşta bu kadar ezber yazık değil mi?" gibi laflar uzayıp gidiyor. Dışarıdan bakınca güya çocukları düşünen mantıklı bir kaygı gibi sunuluyor ama biraz kazıyınca altından köklü tarihimize ve medeniyetimize ne kadar yabancılaştığımız çıkıyor. Bilimle dini birbirinin düşmanı sanan o dar bakış açısı yine sahnede.

​Halbuki bugün modern dünyada "odaklanma yeteneği", "güçlü hafıza" ve "zihinsel disiplin" diye öve öve bitirilemeyen tüm meziyetler, tam olarak hafızlık eğitiminin merkezinde yer alıyor. Binlerce ayeti, harfi harfine, tecvidiyle ve durağıyla zihne kaydetmek sadece dinsel bir ibadet değil; beyni inanılmaz bir disipline sokan harika bir antrenmandır.

​Tarihe dönüp baktığımızda insanlığın yönünü değiştiren ve bugün kullandığımız bilimsel esasları atan dehaları görürüz. Örneğin tıbbın kurucusu sayılan ve eserleri asırlarca Avrupa’da ders kitabı olarak okutulan İbn-i Sînâ, henüz 10 yaşına gelmeden hafızlığını bitirmişti. Bugün elindeki telefonla törenleri eleştirenlerin kullandığı sosyal medyanın, algoritma sisteminin temelini atan Hârizmî de bu ilmi gelenekten yetişmişti. Keza İbn-i Haldun, İbn-i Heysem ve Birûnî gibi isimler için de Kur’an eğitimi bilime engel değil, aksine zihni açan ilk ve en büyük basamaktı.

​İşin garip tarafı; Batı'da 5 yaşındaki bir çocuğun günde saatlerce piyano çalması "harika yetenek", bir çocuğun bütün gününü spora adaması "büyük disiplin" diye alkışlanırken, Müslüman bir çocuk kutsal kitabını ezberleyince adı "çocukluğunu yaşayamamak" oluyor. Oysa hafız olan bir çocuk doktor da olur, mühendis de olur, yazılımcı da. Böyle ağır bir zihinsel eşiği çocuk yaşta aşan bir beyne diğer dersleri kavramak zaten zor gelmez.

​Meselenin bir de manevi boyutu var. Allah, Hicr Suresi 9. ayette "O Kur'an'ı biz indirdik, onun koruyucusu da biziz" diyor. Dünyadaki bütün Kur'an sayfaları bir anda yok olsa bile bu din tek bir ayetini kaybetmez; çünkü milyonlarca hafızın zihninde o kelam sapasağlam durmaktadır.

​Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Hârizmî’nin kurduğu algoritmalarla çalışan sosyal medyadan, İbn-i Sînâ’nın temelini attığı tıbbın imkânlarıyla yaşayıp icazet alan çocuklara laf atanları görünce insan sormadan edemiyor: Bu yorumlar sadece tarihten ve bilimden habersiz olmanın getirdiği bir cahillik mi, yoksa "çağdaşlık" maskesi arkasına sığınmış eski bir hazımsızlık mı?

​Eğer mesele bilmemekse, tarih kitapları orada duruyor. Ama mesele bu değerlere duyulan örtülü bir karşıtlıksa; bilsinler ki bu çocuklar hem zihinlerindeki Kur'an’ı muhafaza edecek hem de yarın İbn-i Sînâların, Hârizmîlerin izinden giderek o klavye başındakileri bilimle, akılla ve ahlakla utandırmaya devam edecek.

12
Paylaş